ADALETLİ BİR İYİLEŞTİRME İSTEMEKTEYİZ
Yaptığımız işin ciddiyeti ve önemi dışında, özellikle son zamanlarda UYAP vb. benzeri otomasyon sistemleri ile gelişmekte olan adliyelerimizdeki yeniliklere ayak uydurarak ve bu sistemleri layığıyla en iyi bir şekilde kullanan insanlar olarak vasıf ve kalite açısından da üzerimizi düşen görevi yerine getirmekteyiz.
Adliyeler artık birer gelenek haline gelen “yoğun iş yükü” kavramının karşılığı olan yoğun bir iş temposu ve stresli bir iş yükü olan adliyelerde, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 99. Maddesinde çalışma saatleri düzenlenmesine rağmen, gerek yaptığımız işin önemi gerekse de “günlü işler” diye tabir edilen işlerimizin çokluğu nedeniyle, mesai harici akşam ve hafta sonları özel hayatımızı yok sayarak yoğun bir şekilde çalışmaktayız. Buna bağlı olarak ay sonu mesai cetvelimiz tüm ek mesaimizi kapsamasa dahi hazırlandığında toplam 126 YTL yapmaktadır. Oysa bazı kurumlarda mesai tavan ücretleri:
Örn: Maliye Bakanlığı Personeli (Fazla mesai ücretlerinde E Cetveli 2 bendinden faydalanarak) : 422,50 YTL (üst sınır)
Adliyelerde nöbet hizmetleri ciddi ve düzenli olarak yürütülmektedir. Buna benzer nöbet sistemi ile çalışan diğer kurumlarda; bu çalışmalarının devamında personeline nöbet izni veya nöbet ücreti verilmesine rağmen, bizlerin 2006 yılı içerisinde Hakimler Savcılar Kanununda yapılan değişiklik ve eklenen madde ile kısa bir süre yaptığımız hizmetin karşılığı ödendikten sonra bu hizmet karşılığı ve ödeme kaldırılarak, bu yerine getirmenin karşılığı ve devamı hususunda her ne kadar sayın Adalet Bakanı tarafından kaldırılan nöbet ücretleri yerine bir iyileştirme yapılacağı söylenmiş ise de; “Yargı çalışanlarına iyileştirme” adı altında yapılan düzenleme sadece Hakim ve Savcılara yapılmış, adalet personeli olan bizler için iyileştirme anlamında herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.
Hakim, Savcı ve Adli Personel bir bütün olarak çalışmaktadır. Bu durum gözetilmeyerek sadece sayın Hakim ve Savcılarımıza iyileştirme yapılması, bizleri gerçekten derinden yaralamıştır.
Adalet personelinin maaşı söz konusu olduğunda ise yetkili kurum ve kişilerce; böyle bir iyileştirme söz konusu olması için “Devlet Memurları Kanunu’nda kökten bir değişikliğe giderek bu eksikliğin giderilebileceği” söylenmektedir. Oysaki bu ifade gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü adalet personelinin maaşının üzerine aldığı adalet tazminatının oranının yükseltilmesi halinde adliye çalışanlarının maaşlarının iyileştirmesi mümkün olabileceği gibi farklı teknik yöntemlerle de bu mümkün olabilir.
Adalet Bakanlığı'nın "Çalışması Devam Eden Kanun Tasarıları" bölümünde;
“Yüksek mahkemeler, Yüksek Seçim Kurulu, Sayıştay ve ilçe seçim kurulları, adlî- idarî-askerî yargı, icra müdürlükleri, Türkiye Adalet Akademisi ve Adalet Bakanlığı Merkez Teşkilâtı ile bağlı kuruluşlarında görevli personelin ekonomik durumlarının, günümüz koşullarına uygun hâle getirilmesi amacıyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun öngördüğü hizmet sınıfları ve bulundukları dereceler gözetilerek, bu kurumlarda çalıştıkları sürece daha önce almakta oldukları tazminatlara ek olarak tazminat ödenmesi suretiyle malî durumlarının iyileştirilmesi yönünde hükümler içeren taslak üzerinde çalışmalar devam etmektedir.”
Yukarıda çalışması devam ettiği ön görülen çalışma kısa bir süre için ele alınmış ve çözüm için üzerine gidilen bir tasarı olmaktan çıkmıştır. Ülkemizde bir kurum personeline benzer iyileştirme söz konusu olduğunda ve amaç çözüm olduğunda kısa süreler içerisinde işleme konularak gerekli sonuç alınmaktadır. Oysa bizlerin ek tazminat adı altında ve maddi olarak iyileştirmesi için yapıldığı öne sürülen çalışmanın hiç bir şekilde aktifliği yoktur.
Diğer kamu kurum ve kuruluş maaşlarına baktığımızda iş yüklerinin bizden az olması normal mesaileri haricinde bizler kadar emek ve mesai harcamadıkları halde maaşları adalet personelinden daha fazla olduğunu görmekteyiz. Oysaki,
Adalet Bakanlığı Personeli Adalet Tazminatı : %56 (Üst sınır)
Adalet Bakanlığı 8/2 derecede bir memur (bekar) : 680 YTL
Maliye Bakanlığı Personeli Özel Hizmet Tazminatı : %72 (Üst sınır)
Adalet Bakanlığı Havuz Geliri: Değişken (Çoğu adliyede 50 YTL civarı)
Maliye Bakanlığı Havuz Geliri (Maaşa direk yansıyan) : 250-325 YTL (13-4. dereceler arası memurların derecelerine göre maaşlarına yansıyan)
Sağlık Bakanlığı Çalışanları: Döner Sermayeden aldıkları ücretlerin maaşları civarında olduğu, normal maaşlarını bu şekilde ikiye katladıkları malumdur.
İş Kur İl Müdürlüklerinde çalışan aday memurun maaşı: 1.000,00 YTL
SSK İl Müdürlüğünde çalışan 7.derecedeki bir icra memurunun ise aldığı maaş: 1.420,00 YTL
İçişlerinde çalışan bir memur : 861 YTL
SSK’da çalışan bir memur : 1.204 YTL
Vergi dairesindeki bir memur : 1.186 YTL
Adalet bakanlığı gerek merkez gerek taşra teşkilatı için kimi konularda yayınladığı genelgelerle anayasa ve kanunları esas alıp yön gösterirken, adalet personeli olarak maaş ve diğer hususlardaki sıkıntılarımızı anlatan dileklerimize aynı bakanlığın anayasada belirtilen;
Madde 49:
(Değişik fıkra: 03/10/2001 - 4709 S.K./19. md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.
(Mülga fıkra: 03/10/2001 - 4709 S.K./19. md.)
B. ÇALIŞMA ŞARTLARI VE DİNLENME HAKKI
Dinlenmek çalışanların hakkıdır.
Ve Madde 55: Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.
Kanun maddelerine değinmemesi, göz ardı etmesi gerek kendi içerisinde bir çelişki yaratmaktadır.
Madem herkes kanun önünde eşit ise neden biz diğer kurumlardan daha az maaş almaktayız. Eşit işe eşit ücret sistemi kabul edilmesi gerekmektedir. Gecemizi gündüzümüze katıp çalışır,hafta sonları tatil nedir bilmeden yine adliyeye gidip işlerini bitirmeye çalışırız. Adliye içerisinde yaşadığımız psikoloji hiçbir kurumda yoktur. Gerçekten çok yıpranıyor ve eziliyoruz.
Artık kendimizi tamamen dışlanmış olarak görüyor ve işimizdeki eski heyecanı eski şevkimizi bulamıyoruz. Siz devlet büyüklerinden tek ricamız maaşlarımızın en kısa zamanda ortaya konularak adil bir biçimde önemli oranda artış sağlayacak bir düzenleme yapılmasıdır.
Eğer bu talebimizi haksız çıkaracak dayanaklarınız ve düşünceleriniz varsa bize bu konuda iyileştirme yapmayın o cevap ve dayanaklarınızla bizleri mantıklı bir şekilde ikna edin. Çünkü artık bu durum, maddi zorluğun yanında, psikolojik yaralar da açacak boyutlara ulaşmıştır. Eğer adliyede çalışan personellerin arasında bir istatistik çıkartılsa psikolojik tedavi ve destek görenlerin oranının az olmadığı görülecektir.
Siz devlet büyüklerimizden istediğimiz; ayrımcılık ve diğer memurlara yönelik bir haksızlık değildir. Adalet Bakanlığı personeli olarak maaşlarımızda yaşam standartlarına uygun diğer kurumlara göre yaptığımız işin karşılığı olan ADALET’li bir iyileştirmedir.
ADALET PERSONELİNİN (VEYA KÖLELERİ DE DİYEBİLİRSİZİN) ÇEKTİKLERİ
Sayın Milletvekilim;
Adalet Bakanlığı hariç herhangi bir kurumda çalışan ve azıcık bir değişik özelliği olan kişiye hemen tekniker veya teknisyen şeklinde unvan verilebiliyor. Adalet Köleleri zeki, çalışkan, bir yerde eksiklik olduğunda, kimsenin görev verilmesini beklemeden o görevi üstlenen ve yerine getiren, sırf bu huylarından dolayı da bütün işler üstünde kalan, mesai mefhumu gözetmeksin çalışan insanlardır. Biz Zabıt Katipleri 10 parmak daktilo kullanabiliyoruz. Yani vasıfsız birer memur değiliz. Özellikle Uyap sonrası tamamen Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni görevi görüyoruz. Belki çoğu kurumun VHKİ'nden daha çok bilgisayarla haşır neşiriz.(Belki değil kesin) Ancak bu durum kimsenin umurunda değil. Hala vasıfsız birer GİH personeli olarak görülmekteyiz. Çalışmalarımızın karşılığı bu kapsamda değerlendirilmekte.
Örneğin;
Bizlere verilen keşif paraları aslında görev yolluklarıdır. Yani memur daireden çıktığı için görev yolluğu alıyor. Bizim yolluklarımızdan %10 pay almak için olmadık iş çıkartan zihniyet, memur yolluklarının yarısını kendi arasında pay edip, onu da ek ödemeymiş gibi lanse ediyor ve bizim denge tazminatından yararlanmamızı engelliyor.
Örneğin Adli sicil kaydından bir zamanlar personele yapılan %5 ödeme ek ödeme olabilirdi.(Hoş o da yok da) Mesela alınan harçların belli bir miktarı personele dağıtılsa o ek ödeme olabilirdi. Yazılan İdari Para Cezalarının bir kısmı personele dağıtılsa olabilirdi. Ama personelin kendi yolluğunu elinden alıp, %10’una ortak olup, kalanı tekrar aralarında pay edip, o paya da “ek ödeme” ismini vermek tamamen haksızlıktır.
Benim görevli gittiğim yol harcırahımdan pay almak için havuz sistemini geliştirip (gidenle gitmeyen arasındaki dengeyi sağlama bahanesiyle), bizzat gittiğim görevin yarısı eklenerek oluşturulan bu havuzdan aldığım parayı, sanki hiç görev yapmadan ek gelirmiş gibi gösterip 40+40 veya 80+80 adlı denge tazminatından kesmek hangi vicdana sığar?
Bir başka örnek;
Ben bir saat fazla çalışma yapıyorum, bu devlet nazarında 1,5 YTL olarak değer görüyor, Maliyede çalışan bir memurun 1 saatlik fazla çalışması neden 1,5 YTL olarak karşılık bulmuyor. Tabiri caizse o memur bir saatte devleti benden daha mı çok kurtarıyor. Bu ayrıma kim karar veriyor. Bu haksızlık değil mi?
Başka bir örnek;
Adalet Bakanlığı banka promosyonu olarak 100 YTL+ maaşın %10'unu alıyor. Bu maaşın %10 u nedir. Ben 750 YTL maaş alayım. %10’u 75 YTL yapsın. Gerçek adli personel (Hakim-Savcı) 2500-3500 YTL maaş alsın, 250-350 YTL promosyon yapsın. Hani nerede adalet. Sağ olsunlar yetkililer promosyondan bile kime ne vereceklerini iyi biliyorlar. Soruyorum bu kimin umurunda. Sadece bu durum değil;
İş Bankasının reklamı gibi “Kârlı değil, Karlı” yerde de gariban mülhakat personelinin bulunduğunu unutuyorlar, banka promosyonu için Vakıfbank ile anlaşıyorlar, o anlaşmaya Vakıfbank bulunmayan yerdeki personel için bari bütün ilçelere Atm yerleştirmeyi şart koşan bir madde eklemiyorlar. Çünkü o anlaşmayı yapanlar, sizin ilçenizde sadece Ziraat Bankası olabileceğini tahmin bile edemiyorlar.
Ben 2008 yılına girmiş olmamıza rağmen halen banka promosyonu alamadım. Kimse de bana banka promosyonu vermeyecek. Bu durum kimin umurunda.
Örneğin;
Ben çoğu zaman(her zaman demiyorum ama çoğu zaman) akşama kadar tuvalete bile gitmeye fırsat bulamazken, faturalarımı ödemeye fırsat bulamazken bana 750 YTL'yi çok görenler, akşama kadar sadece 2 saat performanslı bir şekilde çalışan başka kurum personeline 1500 YTL'yi az görüyorlar. Durum tam tersiymiş gibi Türkiye’de bir ilk gerçekleştirerek, adli kölelerin nöbet ücretleri kaldırıp, adli personele yani Hakim ve Savcılarımıza zam yapıldı. Bence yapılan zam az bile yapıldı. Ancak bizden neden alındı? Bu kimin fikriydi, kim onayladı, kim sordu, kimin umurunda? Vicdan ve cüzdan arasında kalmasınlar diyerek birilerine zam yapma gereği hissedenler, bu maaş artışının kaynağını neden gariban memurun sırtına yüklüyorlar. Böyle mi adalet dağıtıyorlar.
Ayrıca;
Benim iftara 20 dakika kala, evde ailemle, sıcak çorbayla iftarımı bile yapmadan çıktığım, 1 saat araçla gittiğim yoldan sonra, 1 saatte traktör römorkunda jeeplerin bile giremediği yolda, yol aldıktan, üstüm başım toz içinde kaldıktan, gecenin karanlığında dünyanın yolunu tarlalarda yürüdükten, kaç liralık ayakkabım param parça olduktan, devletin benim iki-üç katı maaşımı verdiği kolluk görevlileri korktuğu için o cesedi kendi ellerimle kaldırdıktan, onun otopsisini izledikten, midem bulandıktan, istiğfar ettikten, zaten bozuk olan psikolojim daha da bozulduktan, sonra aynı yolu traktör sırtında tekrar döndükten, sabaha yakın evime gelebildikten ve sabah 8'de mesaiye beklendikten sonra verdiğim emeğin karşılığı, mahkemede mesai saati içinde keşfe giden ve en fazla 2 saatte geri dönen arkadaşımla aynı ücretle geçiştiriliyor. Bu hak mı, adalet mi?
Görevinden dolayı direk yargılanan, kendi kendini soruşturma defterine kaydeden, disiplin ve adli soruşturması aynı anda yürütülen başka bir memur var mı acaba? Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Devlet Memurları Kanunu'nu harmanlayıp, ikisinin de en olumsuz yanları neden bizim üzerimizde kullanılıyor.
Bu ve daha fazla örneklendirilebilecek haksızlıklara dur diyecek, adalet kölelerinin de, adalet personeli sıfatını almalarına yardımcı olabilecek büyüklerimiz arasında sizleri de görmek arzusundayız.
İyi çalışmalar.
*alıntıdır
Bakanlık Günah Çıkarıyor, Müsteşar yardımcısının açıklaması
Zabıt katiplerine hak ettikleri değeri veremedik
"O zamanki zabıt katibim Musa Yılmaz’dı. İnsan, beraber çalıştığı ilk kişiyi unutmaz. Şu anda yazı işleri müdürü. Musa ne iş yapar? Sen söylersin o yazar. Ama Musa’nın kıymetini ben şöyle bir olayda anladım: Yargıtay’a temyiz edilmek üzere bir dosyamız gitti. Esas konusunda hiçbir yorum yapılmamış, ‘zabıt katibinin imzası yok’ gerekçesiyle dosyamıza bozma kararı verilmişti. Demek ki zabıt katibi önemli bir unsurdu. O zaman anladım. Ama sene 88, sene 2008; 20 sene olmuş. 20 sene boyunca biz zabıt katiplerine onların hak ettiği değeri veremedik maalesef. Bu eğitim, Bakanlığımızın önemli bir görevini ifa eden, hâkim kadar önemli olan, zabıt katibine verdiğimiz değerin belki de ilk numunesi,
Arkadaşlar görüyosunuz haklısınız ama alacağınız yok demekgibi birşey,yapıyoruz ,ya arkadaşlar biz bakanlık yetkililerine haksızlık yapmışız bak görüyosunuz onlar istyolar ama (...!)
AKİM'e Yapılan başvuru hakkında gelen cevap
"ADALET BAKANLIĞI PERSONELİ OLARAK EKONOMİK YÖNDE BİZLERİN DE MAĞDUR DURUMDAN KURTARILMASI" konulu, AK Parti İletişim Merkezi’ne yapmış olduğunuz 484058 numaralı başvurunuz, Adalet Bakanlığı, Devlet Bakanlığı (Murat Başesgioğlu) adlı mercilere iletilmiştir. Ilgili birimlerden gelen cevaplar aşağıda yer almaktadır.
Adalet Bakanlığı Cevabı:
Sayın AKİM yetkilisi ;
Talep konusunun, çalışmaları halen Başbakanlık tarafından yürütülen Kamu Personel Rejimi Kanun Tasarısı kapsamında değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Bu nedenle, talebin Devlet Personel Başkanlığı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanı Sayın Murat BAŞESGİOĞLU’na yönlendirilmesi gerekmektedir.
İyi çalışmalar dileriz.
Devlet Bakanlığı (Murat Başesgioğlu) Cevabı:
Talep Devlet Personel Başkanlığımıza yönlendirilmiş olup, Başkanlığımızca yapılacak bir işlem bulunmadığından iade edilmiştir. Maliye Bakanlığınca değerlendirilmesi.
Bilginize sunar sistemimizi kullandığnız için teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz.
Saygılarımızla.
ADALET BAKANLIĞI PERSONELİ GÖREVDE YÜKSELME YÖNETMELİĞİ (DEĞİŞİKLİK), 17 Nisan 2008 Resmi gazete
Resmî Gazete
Sayı : 26850
YÖNETMELİK
Adalet Bakanlığından:
ADALET BAKANLIĞI PERSONELİ GÖREVDE YÜKSELME VE
UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1 – 25/3/2004 tarihli ve 25413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adalet Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 3 – Bu Yönetmelik, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 114 üncü maddesi, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile 15/3/1999 tarihli ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır."
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesine (i) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (j) bendi eklenmiştir.
"j) Adalet komisyonu: Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu, idari yargı adalet komisyonu, bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunu"
MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "Okul Müdürü", (2) numaralı alt bendinde yer alan "Okul Müdür Yardımcısı", (
MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi ile (
"MADDE 8 – Görevde yükselme eğitimine alınmada ve atanmada aşağıdaki şartlar aranır:
A) Genel şartlar:
1) Görevde yükselme eğitimine son başvuru tarihinden önceki;
a) Son üç yıl içerisinde denetim elemanlarınca hakkında zayıf rapor düzenlenmemiş olmak,
2) Bakanlıkta en az iki yıl çalışmış olmak.
3) Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinde belirtilen diğer şartları taşımak."
"B) Özel şartlar:
1) Bilgi işlem müdürü ve mahalli adli sicilde bulunan taşra şube müdürü kadrolarına atanabilmek için;
a) En az dört yıllık yüksekokul veya fakültelerin; bilgisayar, elektrik, elektronik, elektrik-elektronik, elektronik ve haberleşme, endüstri, fizik, matematik mühendislikleri ile matematik, fizik veya istatistik bölümlerinden mezun olmak,
c) En az iki programlama dilini bildiğini belgelemek,"
"2) Şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;
a) En az dört yıllık yüksekokul, fakülte veya adalet yüksek okulu, meslek yüksek okullarının adalet bölümü veya adalet meslek eğitimi önlisans programı mezunu olmak,
"3) Yazı işleri müdürü kadrosuna atanabilmek için;
a) En az dört yıllık yüksekokul, fakülte veya adalet yüksek okulu, meslek yüksek okullarının adalet bölümü veya adalet meslek eğitimi önlisans programı mezunu olmak,
"4) İdari işler müdürü kadrosuna atanabilmek için;
a) En az dört yıllık yüksekokul, fakülte veya adalet yüksek okulu, meslek yüksek okullarının adalet bölümü veya adalet meslek eğitimi önlisans programı mezunu olmak,
MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 10 – Görevde yükselme sınavına ilişkin duyuru üzerine sınava katılmak isteyenler ilgili sınav kuruluna başvururlar. Başvurular görevde yükselme eğitimi istenen unvan ve mahal belirtilmek suretiyle yapılır. Başvuruda bulunanların gerekli şartları taşıyıp taşımadıkları sınav kurulunca incelenir.
Görevde yükselme eğitimine katılacakların sayısı, atama yapılacak sınav kurulunda her mahal için ilan edilen boş kadro sayısının üç katını geçemez.
İlgili sınav kuruluna yapılan başvurularda duyurulan kadro sayısının üç katından az istekli olması veya üç katı kadar aranan şartları taşıyan aday bulunmaması halinde bu oran aranmaz ve başvuranlardan şartları tutanların tamamı eğitime alınır. Başka adalet komisyonlarında görev yapanların başvurusu kabul edilmez.
Duyurulan kadro sayısının üç katından fazla personelin başvurması halinde, bu Yönetmelik ekindeki Ek-1 Değerlendirme Formunda belirtildiği şekilde puanlama yapılmak suretiyle toplam puanı en fazla olandan başlamak üzere kadro sayısının üç katı kadar personel belirlenerek eğitime alınır. Yapılan puanlama sonunda eşitlik olması halinde sırasıyla hizmet süresi fazla olana, son sicil notu yüksek olana öncelik verilir. Bu durumda da eşitliğin bozulmaması halinde sınav kurulunca kura çekilir ve durum tutanakla tespit edilir.
Aynı unvan için birden fazla yere yapılan başvurular geçersiz sayılır.
Görevde yükselme eğitimine seçilenlerin listesi ile değerlendirme formları başvurunun bitiş tarihinden itibaren on beş gün içinde Eğitim Dairesi Başkanlığına gönderilir."
MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasına (h) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (ı) ve (i) bentleri, ikinci fıkrasına "(g), (h)" ibaresinden sonra gelmek üzere "(ı)" ve "(i)" ibareleri eklenmiştir.
"ı) Ulusal Yargı Ağı"
"i) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu"
MADDE 7 – Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Sınav sonucunda başarılı olanların aldıkları puanlara göre sınav kurullarında ilan edilen her mahal için ayrı olmak üzere başarı listesi düzenlenir."
MADDE 8 – Aynı Yönetmeliğin 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 21 – Görevde yükselme eğitimine ilişkin belgelerin saklanması ve imhası, 3473 sayılı Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ile 6304 sayılı Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir."
MADDE 9 – Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 22 – Görevde yükselme sınavında başarılı olanların atamaları, ilân edilen kadro sayısını geçmeyecek şekilde sınav kurullarınca belirlenen başarı listesindeki sıraya göre yapılır. Başarı notunun eşit olması halinde ataması yapılacak personel, Ek-1 Değerlendirme Formundaki puanlama esas alınarak tespit edilir. Yapılan puanlama sonunda eşitlik olması halinde sırasıyla hizmet süresi fazla olana, son sicil notu yüksek olana öncelik verilir. Bu durumda da eşitliğin bozulmaması halinde, sınav kurulunca kura çekilir ve durum tutanakla tespit edilir.
Haklarında atama şartlarının kaybedilmesini gerektirecek nitelikteki eylemlerinden dolayı adlî veya idarî bir kovuşturma veya soruşturma bulunanlardan görevde yükselme eğitimine katılarak başarılı sayılanların atamaları kovuşturma ve soruşturma sonuçlanıncaya kadar bekletilir.
Sınavda aranan şartları taşımadıkları halde, sınava girip başarılı olanların sınavları geçersiz sayılarak atamaları yapılmaz. Atamaları yapılmış olsa bile iptal edilir.
Ataması yapılanlardan, geçerli mazereti olmaksızın süresi içerisinde görevine başlamayanların veya atanma hakkından vazgeçenlerin ataması iptal edilir.
Yukarıdaki nedenlerle ataması iptal edilenlerin yerine başarı listesindeki sıralamaya göre atama yapılır.
İlan edildiği halde ilk atama sırasında doldurulamayan kadrolara, ilgili sınav kurullarınca başarılı sayılıp da ataması yapılamayanlardan her mahal için yeniden tercihleri alınmak suretiyle ve en yüksek puandan başlayarak atama yapılır. İlgili sınav kurulunca yapılan sınav sonucunda ilan edilen kadro sayısı kadar kazanan olmaması halinde, bu kadrolara başka sınav kurullarınca yapılan sınav sonucuna göre atama yapılamaz.
Görevde yükselme suretiyle atananlar, atanma tarihinden önceki mazerete dayanarak naklen atanma talebinde bulunamazlar."
MADDE 10 – Aynı Yönetmeliğin Ek-1 Değerlendirme Formu ekteki şekilde değiştirilmiştir.
MADDE 11 – Bu Yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
MADDE 12 – Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.
DEFTER TUTMAYA SON : UYAP YAZILIMLARININ İŞLETİME GEÇTİĞİ BİRİMLERDE DEFTERE KAYIT YAPILMAMASINA İLİŞKİN GENELGE, TÜM ZABIT KATİBİ ARKADAŞLARIN DİKKATİNE (Arayıp da bulamayanlar için)
UYAP UYGULAMALARI HAKKINDA GENELGE (BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI)
T.C.
ADALET BAKANLIĞI
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
Sayı : B.03.0.BİD.0.00.00.08/010.06.02/1 09/02/2006
Konu : UYAP Uygulamaları
GENELGE
No: 124
e-devlet hedefini yakalamada devlet politikası haline gelmiş UYAP'in başarısı, yazılımın merkez teşkilatı ile hâkim ve Cumhuriyet savcıları başta olmak üzere bütün çalışanlarımız tarafından kullanılmasına bağlı bulunmaktadır.
............
Bu itibarla,
UYAP yazılımlarının işletime geçtiği birimlerde;
UYAP'nin işletime geçtiği birimlerdeki bütün kayıt, tevzi, veri girişleri, soruşturma, kovuşturma, harç, duruşma, karar, infaz ve diğer tüm işlemlerin UYAP üzerinden gerçekleştirilmesi,
UYAP'ne veri girişlerinde dosyanın temci bilgilerinin (taraf bilgileri veya dava ve suç isimleri gibi) doğru ve eksiksiz olarak girilmesi, veri girişlerinin iş sürecine ait ekrandan yapılarak tutarsız bilgi oluşmasının engellenmesi, sistem üzerinde yapılan onaylamadan sonra ilgili işlemin kesinleştiği ve bu tür düzeltmelerin ancak yasal dayanağı olması halinde ilgili birimce UYAP birim sorumlusu aracılığıyla gönderilecek resmi yazı üzerine Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca düzeltilebileceğinin bilinmesi,
Sistem üzerinde yapılan işlemlerin hangi kullanıcı tarafından, hangi makine üzerinden, hangi tarih ve saatte yapıldığı veya yapılan işlemin ne olduğu gibi kayıtlar sistemde tutulduğundan, usulsüz işlemlerin hukuki ve cezai sorumluluk gerektireceğinin bilinmesi,
Fizikî çalışma ortamlarının UYAP uygulamalarını kolaylaştıracak şekilde hazırlanması, elektronik ortamda akışı sağlanan dosyaların, ilgili birime fiziki ortamda aktarılmasının gecikmeye mahal verilmeden yapılması,
Her türlü başvuruda T.C. vatandaşlık numarasının istenmesi ve tüm işlemlerde bu numaranın kullanılması,
Bilgisayar ortamında yapılan işlerin kağıt ortamında tekrar yapılmaması açısından, kalemlerde tutulan defter ve kayıtlar yerine, elektronik ortamda tutulan kayıtlardan alınacak çıktıların imzalanarak saklanması,
Yargıtay, Bakanlık, Cumhuriyet başsavcılıkları, mahkemeler, icra daireleri, ceza ve infaz kurumları, adli tıp ve diğer birimlerimizin kendi aralarındaki yazışma ve işlemlerinin UYAP vasıtasıyla gerçekleştirilmesi,
11- Tevzi ve vezne birimlerinde banko düzenine geçilmesi, tevzi işlemlerinin aynı günde yapılarak dosyaların mahkemelerine verilmesi,
12- Elektronik ortamdan doğrudan veri akışı sağlanıncaya kadar, kolluk kuvvetlerinden veya diğer birimlerden adliyeye intikal eden soruşturma ve kovuşturma evrakı ile sair belge ve bilgilerin mevzuatta belirtilen usul ve esaslara aykırı olmamak koşuluyla disket, CD, flash bellek veya benzeri elektronik veri depolama cihazlarına kaydedilerek UYAP sistemine aktarılmasının sağlanması,
Konularında bilgi edinilmesini ve gereğinin ifasını rica ederim.
Cemil ÇİÇEK
Bakan
Arkadaşlar bakanlığımızın serbest kürsüsünde yer alan bir yazıyı sizinle paylaşmak istedim.
Bakanlıkta bakmayan büyüklerimizden bir beklentim var...
Beraber çalıştığım hakimim 1. sınıfa terfi etmek için yaz boyunca canımızı çıkardı, gece 9-10 lara kadar keşif, duruşma, karar harap olduk... E çalıştı meyvesini aldı, maaşı şimdi 3.800 YTL daha da artacakmış. Allah versin zerre kadar gözüm yok. Bişeyler isterken de kendimizi kıyasladığımızdan değil ama hani o 3800 alırken biz de 1800 alsak fenamı olur? korkmayın gene arada 2.000 YTL var ve statü maddi anlamda da korunmuş olacak. Ama 3800 e karşın 800 küsur maaş insafsızlık.
Üstelik en düşük memur maaşı 945 YTL diye sağda solda nutuk atarken başbakan hazretleri; Ben tüm ekleriyle birlikte 890 YTL bordrom var.
Valla artık bişeyler yapın bakın çok halim selim bi istek , inanın büyüklerim yetmiyor vallahi, bizi kredi kartlarının faturaların kucağına atıyorsunuz sonra da hakkında icra takibi olan memurlara disiplin soruşturması açmanın yolları tartışılıyor. Bu şey gibi, çişe gitmeye izin yok altına işiyene disiplin cezası.
La vallahi yetmiyor yav, yetse gam değil, tek başıma bekarım yetmiyor. Vazgeçtim evlenmekten ev ya da araba hayali kurmaktan ay başını stressiz getireyim, sene de bir ay izinde sağa sola gidince 4-5 ay sıkıntısını çekmeyeyim. Unakıtan a da söyleyin boşuna memurların arabasını ve evini araştırmasın herkeste yok ev-araba. Bu 945 YTL en düşük maaşın her memurun evli, eşi çalışmayan ve 4 çocuğu olduğu varsayımına dayalı bir tespit olmasından dolayı boş olduğu kadar boş bir çaba...
Bakanım, bakmayanım, bi bakın da ne var. Şu çürümüş kokuşmuş "yapamam çünkü 657 siniz" yalanını da bırakın artık. 657 tabi memurlar içinde bizden yarı yarıya fazla geliri olan memurlar var. Geliri yüksek memurlar Kongo demokratik Cumhuriyeti memuru değil 657 memuru. Bizi eşşek yerine koymayın. Hem nasıl bakıyorsunuz ki Cemil Çiçek gitti siz geldiniz hala aynı bürokratların hazırladığı metinler üzerinden aynı yalanı yaşatıyorsunuz.
Bi oturun bakın, elinizi vicdanınıza ya da bir zamanlar varsa vicdanınızın olduğu yere koyun biraz düşünün bakanım.
Biraz bakın ne olur...
ADALET KÖLELERİ - Nette gezerken karşılaştığım yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bir hakimimizin yazısı.
ADELET KÖLELERİ
Nette gezerken karşılaştığım yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bir hakimimizin yazısı.
Sorunlarımızın bilindiği halde yetkililerce hiçbir düzenleme yapılmaması, gözardı edilmesi ve umursanmamak ve hak ettiğimiz değeri görememek insanı çok üzüyor. Biz Adalet Personeli olarak daha iyisini hakediyoruz.
Aslında söylenecek çok şey var ama....
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil (Fuzuli)
6 Eylül 2007 sabahı, yorgun, çetin ve adalet açısından oldukça kurak bir adli yılı geride bırakarak yeni bir adli yıla girdik. Yeni bir adli yıla girerken toplumdaki her bireyin adalete, hukuka ve yargıya dair bir temennisinin olması doğal. Her temenni de aslında bir derdin olduğuna işaret. Yeni adli yıla girerken benim de yargıya dair temennilerim, ağrılarım, sancılarım ve dertlerim var. Ancak benim bugünkü derdim, yargının niçin bağımsız olamadığı sorunu değil. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun adalet kavramıyla bağdaşmayan oluşumu da değil. Ya da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun kararlarının yargı denetimine kapalı oluşu da değil. Hatta Bangalore Yargı Etiği İlkeleri'nin yargıçlarca, Budapeşte İlkeleri'nin savcılarca, Havana İlkeleri'nin avukatlarca niçin içselleştirilemediği de değil. Bugün kendime şunu dert edindim: Adalet hizmetlerinin yerine getirildiği "Adalet Sarayları"nın içindeki sultanların haricindekilerinin oluşturduğu ve yazı işleri müdürü, zabıt kâtibi, mübaşir, hizmetli ve şoför olarak adlandırılan adalet saraylarının kölelerini. Yani adalet saraylarında adaletin tecelli etmesi için çırpınan kölelere reva görülen nedir? Yargıcın ve savcının eli, kolu ve gözü olarak da algılanan adalet çalışanlarının durumu nedir?
Açlık sınırındaki köleler
Türkiye Kamu Sen'in açıklamasına göre, Temmuz 2007 itibarıyla çalışan bir kişinin açlık sınırı 862,68 YTL, yoksulluk sınırı 1,135,74 YTL, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 2,247,12 YTL idi. Aynı ay itibarıyla adalet hizmetlerinin yürütülmesinin vazgeçilmezleri olan bir yazı işleri müdürünün aylık maaşı 1,199,00 YTL, bir zabıt kâtibinin 717,00 YTL, bir mübaşir, hizmetli ya da şoförün 792,00 YTL idi. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda mesai saatleri düzenlenmesine rağmen, mesai saatleri haricinde gönüllülük esasına dayanmaksızın akşamları ve haftasonları çalıştırılmak zorunda bırakılan adliye çalışanlarının bir aylık azami mesai ücreti de 126,00 YTL. Buna göre aylık gelirleri açlık sınırında bulunan adliye çalışanlarının, temel ve zorunlu insani ihtiyaçlar olan yiyecek, giyecek ve barınma giderlerini karşılayabilmeleri olanaksız. Yani adalet saraylarının köleleri mutlak yoksulluğu doya doya yaşıyor. Yıllardan beri adalet çalışanlarına yönelik iyileştirme çalışmalarının devam ettiği yetkililerce müjdelenir ama nedense adalet çalışanları açlık sınırından bir türlü kurtulamazlar. İyileştirme çalışmaları hiçbir zaman sonlanmaz. Şair Özdemir Asaf'ın "Düzelecek dediler, yirmi yıl geçti/Açan arayı daha da açtı/Bugün sordum düzelecek deyorlar/Gemi de gemiymiş hani, yolcu da yolcu" söylemindeki gibi umutsuz süreç devam ediyor. Hakkın yerini bulması için gecesini gündüzüne katan adalet çalışanlarının hayat seviyesini yükseltmek, insani bir şekilde yaşamalarını sağlamak ve hiç olmazsa açlık sınırından uzaklaştırmak devlete yüklenen anayasal bir yükümlülük değil midir?
Adaletin mobbing mağdurları
Yoğun bir iş yükü ve stres altında görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiren adalet çalışanları, tüm kamu kurumlarındaki çalışanlardan daha güvencesiz. Mesela, canınız her istediğinde adliye içerisinde görev yerlerini değiştirebileceğiniz gibi, bir başka adliyeye de gönderebilirsiniz. Ya da adliye çalışanı başka bir adliyeye tayin isterse, personel yetersizliğini gerekçe göstererek izin vermezsiniz. Adliye çalışanı hakkını arama yoluna başvurduğunda hemen bir disiplin soruşturması açarsınız, hem de azarlama ve aşağılamayla birlikte. Hatta adliye çalışanını karşınıza alarak, "Dışarıda binlerce üniversite mezunu senin yerinde olmak için can atıyor, adliyede çalışmak herkese nasip olmaz, adliyede çalışmak bir onurdur. Kimse seni buraya zincirle bağlamadı, ya severek çalışırsın ya da ayrılırsın" dersiniz. Ülkemin ulusal parolası da "Ya sev ya da terk et" değil mi? Bu manzarayla karşılaşan ve önü yoksulluğun simgesi değişik renkteki düğmelerle ilikli adalet çalışanının izleyeceği iki yol bulunuyor. Ya "Haklısınız efendim" diyecek ya da hakkını aramada ısrar edecek. Çoğunlukla adalet çalışanı birinci seçeneği tercih eder. Çünkü ikinci seçeneğin riskli olduğunun bilincindedir. Bilir ki, tüm kurumlarda çalışanların yargılanmaları izne tabi iken, adalet çalışanlarının yargılanmaları izne tabi değildir. Dahası sanık sandalyesine oturtulması da gayet basittir. Sürekli işini kaybedebileceği tehdidi altındadır.
Motivasyon "Bir insanın bir işin başarılması, bir görevin yapılması konusunda kendisini ikna edecek maddi ve manevi nedenleri bulabilmesi" olarak tarif edildiğinde sefalet, çaresizlik, bitkinlik ve bezginlik içerisindeki adalet çalışanlarının motivasyonundan söz edebilir miyiz? Maddi ve manevi çöküntü ve işkence altında çalışan adalet çalışanlarından sağlıklı ve verimli hizmet beklemek hayaldir. Şunu da belirtmeliyim ki, "mobbing" (işyerinde çalışanlara uygulanan maddi ve manevi işkence) üzerine inceleme ve araştırma yapmak isteyenler için adalet çalışanlarının çok verimli bir malzeme olduğu kanısındayım. Ama "mobbing" üzerine çalışamalar yapan Şaban Çobanoğlu ve Pınar Titiz'in eserlerinde sektörel bazda mobbing mağdurlarının incelendiğini, ancak adalet sektöründe çalışanlara hiç değinilmediğini görmek beni epey şaşırttı. Herhalde yazarlar adalet sektöründe bir nevi adaletsizliği çağrıştıran "mobbing" mağdurları olabileceğini hayal dahi edememiş olsa gerek. Oysa ki, adalet çalışanları ülkemin gerçek "mobbing" mağdurlarıdır.
Adalet Saraylarının kölelerini ya da adalet sektöründeki "mobbing" mağdurlarını sefalet ve çaresizlik içerisinde her gördüğümde, Şair Özdemir Asaf'ın "Bütün çizgileri yüzümün/Hüzün/Şayet yoksa, acaba yoksa/Benim yüzümün/Güldüğümün/Benim yüzümün/Görüntüsünün/Bu çağda, bu çevrede/İyilik dikenleriyle açmış/İnsan çiçeklerinin/Ortamında/Benim yüzümün/Savunan çizgileriyle/Kırışmış görüntüsünün/Ne kadar acı/Durun ve vurun/Ama düşünün" şiirini içlerinden yüzüme karşı okudukları hissine kapılırım ve utanç duyarım. Her ay başında da maaş çizelgesi gözlerimin içine sokulduğunda, benim maaşımın beşte biri kadar maaş aldıklarını görünce bu utancım gittikçe büyür, ben ise küçülürüm.
Ey ülkemin yetkilileri ve sorumluları size sesleniyorum: Bugüne kadar yetersiz iyi niyetlerle işe koyulduğunuzdandır ki, adalet çalışanlarının durumu günden güne kötüye gitti. Artık yeterli iyi niyetle hareket ederek, siz utanç duymasanız da, beni bu utançtan kurtarın lütfen!
KEMAL ŞAHİN: Yargıç, Kazan Adliyesi
Zabıt katipleri, Armağan Çağlayan hakkında suç duyurusunda bulundu.
Zabıt katipleri şikâyet etti -
Zabıt katipleri, Armağan Çağlayan hakkında suç duyurusunda bulundu.
Bazı adliyelerinde çalışan bazı zabıt katipleri, "Popstar Alaturka" adlı yarışma programının 10 Şubat'ta yayınlanan bölümünde kendilerine hakaret ettiğini öne sürdükleri jüri üyesi Armağan Çağlayan hakkında suç duyurusunda bulundu.
Katipler, Çağlayan'ın bir yarışmacı için yorum yaparken, "Göbek önünde 3 düğme, zabıt katibi gibi, bir elinde sefer tasın eksik" diyerek, "onurlarını kırdığını" savundu. Şikâyet üzerine hakkında soruşturma başlatılan Çağlayan, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'nda ifade verdi. Hakaret kastı olmadığını belirten Çağlayan, "Ne söylesek birileri alınıyor" dedi.

